3 Saatte Mutluluk

“Çaylar geldi.” Neşeli sesinden bir saniye kadar sonra Fatih elinde iki büyük fincanla salon kapısının solundan göründü. İçerde, kapının solundaki masada, bilgisayarın başında oturan Nergis’in yanındaki sandalyeye yöneldi. “Neler yapıyorsun?”

Nergis, Fatih’in elindeki fincana uzandı. “Sağol hayatım.” dedi ve fincanı masanın üstünde koydu. “Ev ilanlarına bakıyorum. İş yerinin yakınlarında bir yer bulmak kolay olacak sanırım. Malum, şehir merkezine uzak olduğundan kiralar oldukça uygun. Ama, fakat, lakin eski görünüyorlar. Umarım sağlam bir şey bulabilirim.”

Fatih şimdilik aklından uzaklaştırmak istediği gerçekle yeniden karşılaşınca şaşırmadı ama aynı üzüntüyü eksiksiz –hatta belki biraz artmış olarak- hissetti. Küçük bir yutkunmadan sonra “Bugün yoruldun aslında. Çayını içip öyle mi devam etsen?” dedi. Okumaya devam et

Reklamlar

Gün Batımı

Gün batımını sevenlerin sonu bellidir, dedi o yorgun gülüşüyle.

Saatlerdir ağlıyordu. Artık ağlayamamaya başladığında fark etti yorulduğunu. Yatağında doğruldu. Yastığının ıslak bölümüne dayadığı elinden güç alarak ayağa kalktı. Kendisine 2 numara kadar büyük olan terliklerini ayağına geçirip, terliklerini sürüyerek mutfağa gitti. Çaydanlığa su doldurup ocağa koydu. Burnunu çekerek banyoya gitti. Yüzünü yıkarken aynaya bakmamaya çalıştı. Kazağının ıslanmış kollarına gözü takıldı. En son neye bu kadar ağlamıştı acaba? Kafasını kaldırıp aynadaki görüntüsüne baktı. Sadece gözlerinin şişmiş olacağını düşünüyordu ama bu yüz arı sokmuş gibi görünüyordu. Gülümsedi, gülümsedikçe şişmiş gözleri iyice yumuk yumuk oldu. Gidip duşun çeşmesini açtı. Üstündekileri çıkartıp makineye attı. Arkasını döndüğünde akan suyun yavaştan buharlaştığını gördü, su ısınmış olmalıydı. Okumaya devam et