Benim Bahar Yağmurum

rain-beads-2347518_960_720

Benim bahar yağmurum,

Görmeyeli kaç zaman oldu? Ben görmeyeli pek değişmişsin, öyle diyorlar. Sen de diyorsun bazen. Bazen konuşuyorsun benimle. Bu ne kadar doğru oldu bilmiyorum. Benimle konuşmuyorsun sen, bana konuşuyorsun konuşunca. Anlatıyorsun. Bana sormuyorsun, beni merak etmiyorsun. Kendini anlatıyorsun, hayat zor senin için. Sesimin çıkması, yaşıyor olmam yetiyor mu sana? Bana yetmiyor sanırım. Bazen uzun süre haber alamıyorum senden. Yaşadığını biliyorum sadece. O zamanlar geçmiyor bir türlü. Sanki benim haberim yokken hep üzgünmüşsün, hep seni üzenler varmış gibi hissediyorum. Kızıyorum bilmediğim, belki var olmayan insanlara. Seni çok üzüyor, çok yalnız bırakıyorlar gibi geliyor. Senin değerini bilmiyorlar, anlayamıyorlar. Ama yanılıyorum, değil mi? Sen aslında sadece mutsuzken benimle konuşuyorsun. Mutluyken bana ihtiyaç duymuyorsun.

Bir keresinde bana, yaralarımı sarmak istediğini söylemiştin. “Olmuyor” demenden on gün kadar önce. Beni o yaradan bir daha kanattılar, biliyor musun? Çok istedim, bir kere sorsan hemen anlatacaktım. Sormadın, canın sağ olsun.

Ama senin de bana anlatmadıkların var, biliyorum. Anlatmadığın şeylerin ne olduğunu biliyorum. Üzülürüm diye mi anlatmadın? Üzüldüm öğrenince haklısın. Benden sakladın diye de üzüldüm. Artık bana ihtiyacın olmayacak diye korktum biraz da. Benden daha iyi biri miydi? Ben bazen, üzülsen de bana anlatsan diye aklımdan geçiriyordum. Sonra kendime kızıyordum bunu düşündüm diye. O seni, üzülmeni isteyecek kadar -benim kadar- sevmez umarım. Kimse benim kadar bencil sevmemeli seni.

Şaşırdın mı? “Sen nasıl birisin?” demiştin. Senin beni kırmaktan nasıl korktuğunu-hatta kıvrandığını- anladığımda seni karar vermekten kurtarmıştım. Senin için o kadar sıkıntı verici olan süreci başlatmam bile hataydı belki. Sevmediğini, sevmeyeceğini anladığımda seni bir cevap verme zorunluluğundan kurtarmıştım. “Sen nasıl birisin?” demiştin. Nasıl bu kadar fedakâr olabildiğimi sormuştun. Ama bak, ben bile bazen bencilce sevebiliyorum.

Sana verdiğim sözü hatırlıyor musun? Hatırladığını sanmıyorum ama ben hala tutuyorum sözümü. Umutlanmıyorum. Senden duyana kadar hiçbir hareketinin beni hemen umutlandırmamasını istemiştin. Ben üzülmeyim diye mi, kendin rahatça davranıp istediğin zaman kaçabilesin diye mi istedin bunu benden? Her neyse. Ben hala insanların doğrudan söylemesini bekliyorum bir şeyleri. Yanlış anlamış olmaktan korkuyorum belki. Bu sefer de onları kırıyorum sanırım. Anlamazdan geliyorum sanıyorlar. Umutlarımı, beklentilerimi aldırmış gibiyim, bilmiyorlar.

Nisan yağmuru altındaki vedalaşmamız geldi şimdi aklıma. Veda ediyor gibi olmasın diye sarılmamıştın. Keşke sarılsaydın son kez. Vedaydı o. Bir daha şansımız olmayacak. O zaman da hissetmiştim, son görüşümüzdü birbirimizi o gözlerle. Bir daha birbirimizi görmeyiz diyemem ama gördüğümüzde o kişiler olmayacağız artık. Bu senin için sevindirici olmalı. Bir daha seni sokmayacağım o buhranlara.

Benim bahar yağmurum, son defa sarılıp kokunu alamadım. Şimdi tüm yağmurlar sen kokuyor. Biraz daha yazarsam ağlatacağım yine koca şehri, yine sen kokacağım ve seni sensiz sevmeye devam edeceğim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s