Sabrın Suistimali

Çok sabırlı olduğumu söyleyen birçok kişi tanıdım. Sabretmek zorunda olmadığımı, kendimi düşünmem gerektiğini söyleyen birçok yakınım oldu. Haklılardı. Haklılardı ama… Hemen her seferinde ama’larım oldu.

“Sabrediyorum ama düzelecek.”

“Sabrediyorum ama hak ediyor.”

Ne kadar haklı olduklarını çok geç fark ettim. Bataklığın dibini boylamadan önceki son anda anlayabildim boşa çabaladığımı. Hak etmiyordu. Bu sabrımın suistimalinden başka bir şey değildi. Ne beni ne de kendini düşünüyordu. İstediği tek şey birlikte bataklığa gömüleceği biriydi. O, bu çamur deryasından kurtulmak değil, bataklıkta çürümek istiyordu. 

O an anladım ki çabalamak nafile. Kendini dert deryasına boğan, bundan kurtulmak istemek yerine beni de boğmaya çalışan biri, benim sabrımı hak etmiyordu. 

İnsan önce kendi değerini bilmeli ve sadece hak eden birine sabır ve çaba göstermeliydi. Tabi eğer o bataklıkta sessizce çürümek istemiyorsa.

Bir kerecik yaşayacağım hayatı çürümeye harcayamazdım.

Ben de vazgeçtim.

Bundan böyle, önce kendimi düşünecek ve bana kendimi değersiz hissettiren herkesten uzak duracaktım. Bu yalnızlık demek olsa bile.

Ölüm var

Böyle soğuk bir başlık atmak istemezdim ama belki de tek gerçek olan ölümü kabullenmek bazı şeyleri anlamayı kolaylaştırıyor sanırım. Hem ne demiş Nazım: Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü.

Asıl konumuz affetmek aslında. Ot dergisinin aralık sayısını okurken Nermin Yıldırım’ın yazısından etkilenip yazmaya karar verdim bunları.

Uzun süredir kafamı kurcalıyor affetme mevzusu. Kimi, neyi affetmeli de kimi, neyi affetmemeli?

Hep söylerim aslında insanız, hata yaparız, önemli olan ders çıkarmak ve tekrarlamamaktır. Daha fazla

Önemsiz Şeyler Aslında Önemlidirler

“Kimsenin inancı saçma değildir. Ona inanmak için mutlaka bir sebebi vardır.”

Leyla ile Mecnun’un 37. bölümünde geçmişti bu çok doğru bulduğum söz. Bence kişiliğimiz inanacaklarımızı şekillendirir. Yaşantılarımız da kişiliğimizin bir kısmını. Bir şeye inanıyorsak, onun yaşantılarımızın bir yansıması olması muhtemeldir.

Aynı şekilde, çıkarım yapma gibi düşünme süreçlerimizin de yaşantılarımızdan etkilendiğini düşünüyorum. Yaptığımız çıkarımlar bir başkası için anlamsız da olsa, bu şekilde düşünmek için -kendimizce- haklı sebeplerimiz olacaktır. Daha fazla

Bayağı Döngü

Yaşıyoruz. Hatalar yaparak, dersler alarak, gülerek ve ağlayarak yaşıyoruz. Yılmak gibi bir lüksümüz yok. Ne olursa olsun yaşamak her şey demek, vazgeçemiyoruz.

Değişiyoruz. Yalnız kendi başımıza değil tüm çevremizle değişiyoruz. Biraz eksiltip biraz ekliyoruz. Hayata anlam katan insan ya, hayata anlam katacak insanları arıyoruz.

Buluyoruz da zaman zaman. Bir defa da değil, deneye deneye karar veriyoruz. Yanlış insanlara güvenip, hatalar yapıp, pişman olup, daha doğrusunu arıyoruz tekrar. Bayağı bir döngü bu ama çaresi mi var? Hatasız kul olmaz. Hatalarımızla bizi sevecek, hatalarıyla kabul edebileceğimiz insanı bulmak umuduyla devam ediyoruz. Daha fazla

Sonbahar İçin Şarkı Listem

Bu yıl sonbahar ne de geç geldi. Hava ne de geç serinledi. O bunaltıcı sonbahar havasından farklı sanki bu sefer. Umutsuzluk kokmuyor sanki. Her sene yaşadığım sonbahar sıkıntısı bile sadece 2 gün sürdü. Ama yine de sonbahar, sonbahardır. Daha sakin ve dingin. Haliyle dinlenen şarkılar yavaşlamaya başlar. Sakin ve gürültüsüzdür artık. Ben de bu sıralar sıkça dinlediğim şarkıları bir toparlayım dedim. İşte benim sonbahar şarkı listem: Daha fazla

Lazer Göz Ameliyatı Deneyimim

Henüz yedi yaşında bir birinci sınıf öğrencisiyken, sınıf öğretmenimin önermesiyle annem beni göz doktoruna götürmüştü. Hastanenin uzun koridorlarında, uzun sıralar bekledikten sonra diğer kliniklere pek de benzemeyen, içinde farklı makinelerin olduğu bir odaya girdik. Sevimli doktorumun o farklı makinelerde yaptığı ölçümler sonucunda bir gözlük reçetesiyle hastaneden ayrıldık.

Yedi yaşından beri takmak zorunda kaldığım gözlüklerimden – ki bu 14 yıl ediyor- temmuz ayında olduğum beş dakikalık bir lazer operasyonla kurtulmuş bulunmaktayım. Bu operasyon öncesinde kafamda birçok soru işareti vardı. Her ne kadar basit bir işlem olduğunu bilsem de ameliyat olmuş birinden dinlemek istemiştim. Şimdi bu operasyonu merak edenler için kendim anlatmak istedim. Daha fazla

Bakarsın bir gün yine karşılaşırız. Oturup bir yerde o kayısı kokulu çaydan içeriz. Belki bir de tavla atarız. Sen alırsın ilk eli. Sen dokuz yaşından beri oynuyorsun bunu zaten. Ama en azından bir el alana kadar pes etmem. Maksat biraz daha vakit geçirmek değil mi sonuçta, çok da dikkat etmem oynarken. Seni izlerim. Kim bilir bir daha görür müyüm, iyice izlerim verdiğin tepkileri. Gülerken gözlerinin kısılışını, heyecanlanınca kaskatı kesilişini mesela. Sonra kalkarız çok iz bırakmadan. Hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam ederiz. Hiç yolumuz kesilmemiş gibi yaşar gideriz.

Allahın işine akıl sır ermez derler hani, belki bir gün yine karşılaşırız.

Previous Older Entries

Yine Geç Kaldık..

Biz hep geç kaldık yaşamaya, sevmeye, hissetmeye...

Duygu | kurgusaldönüşüm

''Bütün bu yazdıklarım belirli bir anlamda, anlamsız ''

Bal Kavanozu

Birbirimizin aynasiyiz a dostlar, birbirimize iyi bakalim!

blogcuyazar

Kalemin İzi, Gönlün İzidir...

Eski Kafalı Adam

Kişisel Blogger

BETUS

Betüş

ÖZGE

Edebiyat, düşünce, tarih, sanat, kültür, müzik ve ilginç bilgiler hakkında.

ENES ÖZCAN WEBLOG

GÜÇ VE AZİM

Meow

'birbirimizi nasıl hiç ettiğimizi unutma'