Hayret bir şey

Hangisi daha çok canını sıkıyordu, bilmiyordu kadın. Onun n’aptığını bilememesi mi, yoksa onun, kendisinin n’aptığını merak etmemesi mi?

Soğuktu adam, güçlü görünüyordu. Kendini hiç farklı göstermeye çabalamamıştı. Göz boyamak için yaptığı herhangi bir şey de, ümit verecek herhangi bir hareketi de yoktu. Öylece kendisiydi. Bu yüzden kızamıyordu da kadın. Soğuk olduğunu bile bile sevmişti onu, ondan bir yeşil ışık görmeden başlamıştı koşuya. Adam o kadar soğuktu ki, kadını sevdiğine pişman edecek bir şey bile yapmamıştı. Bu kadar umursamıyor, diye düşünürdü kadın. Daha fazla

Farklı

Düşündü.

Farklıydı onunla olmak. İyi ya da kötü gibi değil, farklıydı sadece. Her zaman yanında olan insanlardan daha iyi değildi. Ama yine de onunla zaman geçirmek rahatlatıyordu onu. Farklıydı.

Yanındaki insanlara baktı, onlarla olan ilişkilerine. Çok içten duygularını paylaşırlardı genelde birbirleriyle. Her haltlarını bilirler, duygularını, sıkıntılarını beraber yaşarlardı. Hatta severdi onları, kendi gibi severdi. Ama onunla öyle değildi. Daha fazla

Gelmesen Diyorum 

Gelmesen diyorum.

Gelirsen kör olurum. Kaparım gözümü, gördüklerinle yetinirim. Derin uykulara dalarım kollarında. Fark edemem doğruyu yanlışı, garibin biri olurum.

Gelmesen diyorum. 

Gelirsen başını göğsüme yaslar,  dayanak olurum. Saçlarını okşar, masallar anlatırım. Sevgilin kalamam, annen olurum.

Gelmesen diyorum. 

Gelirsen bağlanırım sana, tamamlanırım. Tekrar yarım kalmak istemem. Kanım kaynayana kadar kıskanırım. Hiç böyle değildi derler, tanınmaz olurum. 

Gelmesen diyorum. Hiç görmesem gülüşünü, kokuna alışmasam. Bilmese mesela hiç yüreğim yüreğini. Çünkü biliyorum değişirim gelirsen. Ben diye bir şey kalmaz geriye. Sokaklarda şarkı söylerim. Bahçeme ağaçlar dikerim. İlk defa “böyle” olurum. 

Gelmeyeceksin, biliyorum. Kendimi avutuyorum. Gelmesen diyorum.

Unutulmazlar

Nedir bir şeyi unutulmaz kılan, hem de unutmak büyük nimet denirken? Cevabı benim için çok açık sanırım, lafı dolandıramıyorum bile. Duygular, diyorum düşünceli bir sesle.

Duygularla bezenmemiş kişiler ve olaylar neden yer işgal etsin hafızanda? Duygular onların hatırlanma gerekliliğini gösteriyor sanki. Onları kalıcılaştırıyor. Özellikle nadir olanlar, unutulamıyor.

Bir çayın kokusu, bir nefesin sıcaklığı, bir Nisan yağmuru… O nadir duygularla kaplanmışken nasıl unutulur? Bir durakta bekleyiş, yanından son ayrılış nasıl unutulur?

Ama hatırlamak bile huzur verirken, neden unutulsun ki zaten?

Eksik ne’m var sanki

Kocaman bir deniz. Görsen çarşaf gibi dalgasız. Yosunlar iple gökyüzüne sıkıca bağlanmışçasına sabitlenmiş. Kumu yumuşacık, denizin ruhunu okşar. Birkaç küçük balığın müdavimi olduğu birkaç sağlam kayalık var birbirine yakın. Hepsi bu. 

Daha ne olsun diyor balıklar. Hep beraberiz işte daha n’olsun. Bak fırtınalar hep uzakta. Buradaysa aynı balıklar, aynı kayalıklar, aynı yosunlar hep yerli yerinde. Birlikte mavi taşta uyur, yosunlukta beslenir, mavi taşta tekrar uyuruz. Eksik olan ne’n var sanki. 

Deniz bilemiyor “eksik ne’m var”. Bak aynı balıklar, aynı yosunlar, aynı kayalıklar hep oldukları yerdeler. Hem fırtına da yok, sessiz yıllardır ortalık. Ama bir huzursuzluk, adını koyamadığı. Eksik nesi var?

Göğe bakıyor, bulutlara. Düşünüyor. Bulutlar görkemli. Buhar olup uçmakta bizim deniz bir süredir, bulutlara erişebilmek için. Eksilmekte bir merhaba uğruna. Bulutun birkaç damla yağmasını bekliyor. Ama bulut memnun halinden, dönüp bakmıyor denizden yana. 

Eksik olan benim, diyor deniz. Biraz çoğalsam… Yağmur gerek bana birkaç damla. Bana karışacak bir bulut belki…

Bakarsan bulut hiç denizin olmamış, denizden buharlaşmasını istememiş. Hiç yer etmemiş hayatında. Gelmeyene gitti denmez, diyor deniz. Hiç var olmayana eksik denir mi? Eksik ne’m var sanki…

Alıntı

Ölüm var

Böyle soğuk bir başlık atmak istemezdim ama belki de tek gerçek olan ölümü kabullenmek bazı şeyleri anlamayı kolaylaştırıyor sanırım. Hem ne demiş Nazım: Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü.

Asıl konumuz affetmek aslında. Ot dergisinin aralık sayısını okurken Nermin Yıldırım’ın yazısından etkilenip yazmaya karar verdim bunları.

Uzun süredir kafamı kurcalıyor affetme mevzusu. Kimi, neyi affetmeli de kimi, neyi affetmemeli?

Hep söylerim aslında insanız, hata yaparız, önemli olan ders çıkarmak ve tekrarlamamaktır.

Daha fazla

Önemsiz Şeyler Aslında Önemlidirler

“Kimsenin inancı saçma değildir. Ona inanmak için mutlaka bir sebebi vardır.”

Leyla ile Mecnun’un 37. bölümünde geçmişti bu çok doğru bulduğum söz. Bence kişiliğimiz inanacaklarımızı şekillendirir. Yaşantılarımız da kişiliğimizin bir kısmını. Bir şeye inanıyorsak, onun yaşantılarımızın bir yansıması olması muhtemeldir.

Aynı şekilde, çıkarım yapma gibi düşünme süreçlerimizin de yaşantılarımızdan etkilendiğini düşünüyorum. Yaptığımız çıkarımlar bir başkası için anlamsız da olsa, bu şekilde düşünmek için -kendimizce- haklı sebeplerimiz olacaktır.

Daha fazla

Previous Older Entries

BEYİN SAPI

" ZİHNİNİN TAM ORTASINDA

Düşünce Stüdyosu

Bu dünya hassas kalpler için bir cehennemdir. -Goethe

Sereta

İnsanlara Hizmet Edim Değil Erdemdir.

Aylakmadmazel

Hayatin içinden

OctopodArt

Sanatın kolları sizi de sarsın

Mert Ferhuşoğlu

Kişisel Blog

seylerindisi.wordpress.com/

"Üst tarafı edebiyat bu işin."