Gelmesen Diyorum 

Gelmesen diyorum.

Gelirsen kör olurum. Kaparım gözümü, gördüklerinle yetinirim. Derin uykulara dalarım kollarında. Fark edemem doğruyu yanlışı, garibin biri olurum.

Gelmesen diyorum. 

Gelirsen başını göğsüme yaslar,  dayanak olurum. Saçlarını okşar, masallar anlatırım. Sevgilin kalamam, annen olurum.

Gelmesen diyorum. 

Gelirsen bağlanırım sana, tamamlanırım. Tekrar yarım kalmak istemem. Kanım kaynayana kadar kıskanırım. Hiç böyle değildi derler, tanınmaz olurum. 

Gelmesen diyorum. Hiç görmesem gülüşünü, kokuna alışmasam. Bilmese mesela hiç yüreğim yüreğini. Çünkü biliyorum değişirim gelirsen. Ben diye bir şey kalmaz geriye. Sokaklarda şarkı söylerim. Bahçeme ağaçlar dikerim. İlk defa “böyle” olurum. 

Gelmeyeceksin, biliyorum. Kendimi avutuyorum. Gelmesen diyorum.

Unutulmazlar

Nedir bir şeyi unutulmaz kılan, hem de unutmak büyük nimet denirken? Cevabı benim için çok açık sanırım, lafı dolandıramıyorum bile. Duygular, diyorum düşünceli bir sesle.

Duygularla bezenmemiş kişiler ve olaylar neden yer işgal etsin hafızanda? Duygular onların hatırlanma gerekliliğini gösteriyor sanki. Onları kalıcılaştırıyor. Özellikle nadir olanlar, unutulamıyor.

Bir çayın kokusu, bir nefesin sıcaklığı, bir Nisan yağmuru… O nadir duygularla kaplanmışken nasıl unutulur? Bir durakta bekleyiş, yanından son ayrılış nasıl unutulur?

Ama hatırlamak bile huzur verirken, neden unutulsun ki zaten?

Eksik ne’m var sanki

Kocaman bir deniz. Görsen çarşaf gibi dalgasız. Yosunlar iple gökyüzüne sıkıca bağlanmışçasına sabitlenmiş. Kumu yumuşacık, denizin ruhunu okşar. Birkaç küçük balığın müdavimi olduğu birkaç sağlam kayalık var birbirine yakın. Hepsi bu. 

Daha ne olsun diyor balıklar. Hep beraberiz işte daha n’olsun. Bak fırtınalar hep uzakta. Buradaysa aynı balıklar, aynı kayalıklar, aynı yosunlar hep yerli yerinde. Birlikte mavi taşta uyur, yosunlukta beslenir, mavi taşta tekrar uyuruz. Eksik olan ne’n var sanki. 

Deniz bilemiyor “eksik ne’m var”. Bak aynı balıklar, aynı yosunlar, aynı kayalıklar hep oldukları yerdeler. Hem fırtına da yok, sessiz yıllardır ortalık. Ama bir huzursuzluk, adını koyamadığı. Eksik nesi var?

Göğe bakıyor, bulutlara. Düşünüyor. Bulutlar görkemli. Buhar olup uçmakta bizim deniz bir süredir, bulutlara erişebilmek için. Eksilmekte bir merhaba uğruna. Bulutun birkaç damla yağmasını bekliyor. Ama bulut memnun halinden, dönüp bakmıyor denizden yana. 

Eksik olan benim, diyor deniz. Biraz çoğalsam… Yağmur gerek bana birkaç damla. Bana karışacak bir bulut belki…

Bakarsan bulut hiç denizin olmamış, denizden buharlaşmasını istememiş. Hiç yer etmemiş hayatında. Gelmeyene gitti denmez, diyor deniz. Hiç var olmayana eksik denir mi? Eksik ne’m var sanki…

Alıntı

Ölüm var

Böyle soğuk bir başlık atmak istemezdim ama belki de tek gerçek olan ölümü kabullenmek bazı şeyleri anlamayı kolaylaştırıyor sanırım. Hem ne demiş Nazım: Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü.

Asıl konumuz affetmek aslında. Ot dergisinin aralık sayısını okurken Nermin Yıldırım’ın yazısından etkilenip yazmaya karar verdim bunları.

Uzun süredir kafamı kurcalıyor affetme mevzusu. Kimi, neyi affetmeli de kimi, neyi affetmemeli?

Hep söylerim aslında insanız, hata yaparız, önemli olan ders çıkarmak ve tekrarlamamaktır.

Daha fazla

Önemsiz Şeyler Aslında Önemlidirler

“Kimsenin inancı saçma değildir. Ona inanmak için mutlaka bir sebebi vardır.”

Leyla ile Mecnun’un 37. bölümünde geçmişti bu çok doğru bulduğum söz. Bence kişiliğimiz inanacaklarımızı şekillendirir. Yaşantılarımız da kişiliğimizin bir kısmını. Bir şeye inanıyorsak, onun yaşantılarımızın bir yansıması olması muhtemeldir.

Aynı şekilde, çıkarım yapma gibi düşünme süreçlerimizin de yaşantılarımızdan etkilendiğini düşünüyorum. Yaptığımız çıkarımlar bir başkası için anlamsız da olsa, bu şekilde düşünmek için -kendimizce- haklı sebeplerimiz olacaktır.

Daha fazla

Masal Kahramanları

Masallar hayal kurmanın başlangıcıdır. Hayal dünyamızı yaratan, genişleten, renklendiren kurmacalar. Bir masalla bir dünya yaratabilir, o dünyayı keşfe çıkabilirsiniz. Tabi istediğiniz bir mesajı da içine serpiştirip, ulaşması gereken yere basit bir şekilde gönderebilirsiniz.

Kızlarda ayrı bir yeri de vardır masalların. Çünkü masallarda prensesler ve onlara ilk görüşte aşık olan prensler vardır. Ve bu beyaz atlı, bıçkın delikanlılar Daha fazla

“Kadına” Saygı Değil; İnsana Saygı

gender-equality-dontmancriminate-0e9e83d9931050fff5e7e16bd5aecd10

Bir zamanlar beni çok sevdiğini düşündüğüm biri vardı. Beni çok sevdiğini düşünürdüm; çünkü bunu çok dile getirirdi, yanımda çok utangaç davranırdı, konuşmaya çekinirdi. Tabi ben de sevildiğimi hissetmek istediğimden bu çekingenliği bana olan hislerine, beni görünce heyecanlanmasına bağlıyordum. Bunu benim yanılgım olarak görüyorum, çünkü daha tarafsız bir gözlem yaptığımda bu çekingenliğin onun genel olarak, herkese karşı gösterdiği bir özellik olduğunu anladım. Yani anlayacağınız bunlar sevilme belirtisi değildi. Ama ben seviliyor olmalıydım. Daha fazla

Previous Older Entries

KAFASINA GÖRE YAZAR

( ZAMAN GEÇİYOR MUTLULUK ÇOK KISA OLABİLİR BAZEN)

Dünyalı bir Deli'nin Çiziktirileri

Okudukça varız, paylaştıkça artarız...

Writer ffaraklitt

The passenger who is shadowed under the tree.

J U S T S A P I E N

''Çelişki, insanı ayakta tutar''

OĞUZUNMUKOSU....

04.03.2015 mutluluğun baslangıcı

Rüştü Ziya Yazgar

Yansın yürek sevdana, yol bulur düşer mısraya...

beyazınruhu

Yine de yaşamaya değer...